Cumhuriyet Gazetesi Spor Müdürü Arif Kızılaylın köşesinden Usain Bolt’un sırrını yazdı.. Rio’da da altın madalyaya uzanarak spor tarihine adını yazdıran Jamikalı atleti diğerlerinden ayıran neydi?

İşte Kızılaylın’ın o yazısı;

 

Eğer, şanssız bir trafik kazasına pisi pisine kurban gitmeseydi, atletizm dünyasının önemli kilometre taşı Cüneyt E. Koryürek, muhtemelen, çıplak gözle izleyeceği Rio 100 metre finali sonrası, “Malunilamı” yorumunda bulanacaktı.

Gerçekten, elemesiyle, yarı finaliyle, finaliyle, beklenildiği gibi bitti. Bolt kazandı, Gatlin yazgısına razı oldu…

Ve daha önemlisi Cüneyt abi, keyif de almazdı dünkü finalden, çünkü Jamaikalı yine iyi çıkmadı, yine son 20 metrede bastı, yine finişe girerken rahattı. Hatta son 5 metrede kafasını kaldırıp, tabelaya baktı.

Peki, Usain Bolt’u, rakiplerinden farklı kılan ne?

Bu soruya, bilim insanları, sporcular, otoriteler, hatta Wudu büyücüleri bile yanıt arıyor.

Çirkin doping iddialarını bir yana bırakırsak (ki Bolt, bu konuda dünyanın en etik isimlerinden biri, içtiği kahvenin çeşidine bile dikkat ediyor) Bolt’un çok önemli bir avantajı var kendisini meslektaşlarından ayıran. O, uzunca; eskilerin ifadesiyle de “tahta” bacaklarının avantajını kullanıyor. Birçok efsanevi 100 metreci gibi üst bacak adalesindeki güçten ziyade zeminle olan temasını en azda tutup bir anlamda uçuyor. Yerde kaldığı zaman süresi ile havada geçirdiği zaman arasında dünya kadar fark var.

Değerli meslek büyüğüm Attila Gökçe’nin geçenlerde TRTspor’daki yorumunda bu konuya değindi. İdeal bir sprinter, 100 metreyi 44 ila 52 adımda geçiyor. Usain Bolt’un, bu mesafade attığı adım ise eğer çok formdaysa 37 (ki dünya rekorunu bu performansla kırdı), eğer değilse 40 ila 41, ki önceki gece 40.5 adımda bitirdi yarışı eğer sayım cihazları yanıltmıyorsa. Yani, 1.96’lık bu dev rekortmenin adım aralığı 2.71 ile 2.42 arasında ve bu stilini devam ettirdiği sürece Bolt, 40’ına kadar bırakmaz bu işi.