Uluslararası hukuk uzmanı Prof. James Kraska, On The Rocks sitesi için kaleme aldığı makalede Çin’in tüm dünyaya yayılan ve  Koronavirüs salgınından hukuken sorumlu olduğunu öne sürmüş, Pekin’den tazminat taleplerin trilyonlarca doları bulabileceğini söylemişti.

ABD Başkanı Donold Trump da salgından dolayı “Çin Virüsü” olarak adlandırdığı koronavirüsten dolayı Çin’i suçlamıştı. Bu sözlerinden dolayı Trump ırkçılıkla suçlanmıştı.

Trump açıklamasında “Çin virüsü kaynağında durdurulabilirdi. Çin en başta dünyayı bilgilendirseydi bu salgın daha önce durdurulabilirdi” demişti.

Yine Amerikalı avukat Larry Klayman ve onun avukatlar grubu Freedom Watch’in koronavirüsü yaymakla suçladıkları Çin’e karşı 20 trilyon dolar tazminat talebiyle dava açmaya hazırlandıkları iddia edildi.

Peki gerçekten de salgının ardından farklı devletlerin Türkiye’nin Çin’den tazminat talep etme hakkı ya da dava açması söz konusu olabilir mi? Böyle bir şey için ne gerekiyor?

“Ben de Çin Virüsü olarak adlandırıyorum”

Bu soruları uluslararası ceza hukuku uzmanı Prof. Dr. Ersan Şen’e sorduk.

Şen her şeyden önce hastalıkların çıktıkları ülkelerin adlarıyla anılmasının “İspanyol Gribi”, “Rus Gribi” gibi örneklere bakıldığında geçmişten beri olan bir uygulama olduğunu belirterek bu nedenle koronavirüse “Çin virüsü” denmesinde bir ırkçılık olmadığını iddia ederek, kendisinin de böyle adlandırdığını söyledi.

“Çernobil’de de aynı talepler dile getirildi, sonuç alınamadı”

Benzer dava taleplerinin 1987 yılındaki Çernobil kazasından sonra dönemin SSCB’sine yönelik de dile getirildiğini söyleyen ancak bir sonuç alınamadığını belirten Şen, şöyle konuştu:

Genelde uluslararası hukukta bu tür meselelerin ardından dünya sorunun ilk çıktığı ülkelere herhangi bir bedel ödetemiyor. Çernobil’de de öyle oldu.  İspanyol gribinden sonra da, kuş gribinde de domuz gribinde de öyle oldu. Çünkü her şeyden önce doğal bir afet olarak görülüyor. İkincisi de kasten yapıldığının ispatı zor.

Çin’le ilgili ithamların ispatı olması halinde hukuksal yaptırımların söz konusu olabileceğini belirten Şen ancak bunun için bu hastalığın Çin tarafından kasten çıkarıldığının ve bilgilerin bilerek gizlendiğinin delillerle kanıtlanması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birçok ülke halen Çin’e muhtaç”

Çin bugün kapalı bir ülke. Çok büyük bir nüfusa ve yüzölçüme sahip. O nedenle Çin’de ne olduğunu gözlemci göndererek anlayamazsınız onlar size ne kadar bilgi veriyorsa o kadar biliyorsunuz. Ayrıca ”Çin her şeyden önce Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi veto hakkı var. Bu tür devletleri İnsan Hakları Mahkemesi gibi mahkemelere götüremezsiz.  Ancak bazı Çinli yetkililer hakkında uluslararası hukukun verdiği yetkileri kullanarak baskı yapmaya çalışırsın. Ancak bu da kolay değil. Çünkü halen bu sorunun çözümünde birçok ülke Çin’e muhtaç. En basitinden Çin’den maske alıyor ilaç alıyor.  Çin’de üretim yapan birçok ülke Çin’le ilişkilerini koparacak noktada değil.

“Ülkeler salgından haberdardı”

Çin’e dava açılmasının önündeki en büyük engellerden birinin de Çin’in salgını gizlediği iddialarının kanıtlanması olduğunu belirten Şen bu konudaki görüşlerini şöyle dile getirdi:

Son çıkan bilgilere göre Almanya yıllardan öncesinden bir salgına karşı hazırlık yapıyor. Yine Türkiye’de 12 Nisan 2019 Cumhurbaşkanlığı genelgesinde dünyaya etkileyebilecek bir salgın riskine dikkat çekilerek önlem alınması isteniyor. Görüldüğü kadarıyla Dünya Sağlık Örgütü ülkeleri bütün dünyayı etkileyebilecek bir salgın riskine karşı uyarmış ancak yerini söylememiş. Buradan da görülüyor ki dünya ülkelerinin bir yıl önceden bir salgın riskinden haberdar olduğu ortaya çıkıyor. Çin’de bunu bahane ederek ‘Dünya Sağlık Örgütü sizi uyardı, önlem alabilirdiniz’ diye kendini savunabilir. Ayrıca daha Koronavirüs’ün ortaya çıktığı ilk aylarda Çin’den gelen görüntüler ürkütücüydü. Ben görüntüleri de gizlemedim diyebilir.

“Trump, Çin’le hesaplaşmak için koz olarak kullanabilir”

Şen, Trump’ın koronavirüsü Çin’le hesaplaşmak için koz olarak kullanabileceğini bunun iki ülke ilişkileri arasında bir konu olabileceğini belirterek buna karşın BMGK’da Çin’e karşı karar çıkmasının mümkün olmadığını kaydetti.

Türkiye’nin bu konuda çekimser durduğunu belirten Şen,  sözlerini şöyle tamamladı:

Görüldüğü kadarıyla Çin’de hastalığa karşı elini taşın altına sokmuş durumda. Kendince ülkelere maske ilaç gönderiyor. Bu aşamada ülkelerin Çin’e harekete geçmesi zor. Sonuç koronavirüse Çin virüsü denebilir ama Çin hükümetinin sorumlu tutulması için diğer ülkelerin bundan haberdar olmadıklarını Çin’in bilgileri gizlediğini ispatlaması lazım.