Halk TV’de, ‘Türkiye Nereye?’ isimli programda Şaban Sevinç’in konuğu olan Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özdağ, CHP’li Aykut Erdoğdu’nun da konuk olduğu yayında özellikle FETÖ, HDP ve Demirtaş hakkında gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu.

Programın son bölümünde Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun mesajını aktaran Selçuk Özdağ, Davutoğlu’nun, Dışişleri Bakanlığı’na atandığında, FETÖ’yü kast ederek, “Bu yapıyla ilgili hiç bir koruma verilmeyecek” dediğini aktardı. FETÖ’nün henüz bir tehlike arz etmediği dönemlerde dahi bu yapının okul, dersane, Türkçe Olimpiyatları gibi müspet işlerle anıldığı bir zaman diliminde, Davutoğlu’nun bir öngörüde bulunarak yanında o yapının hiçbir mensubunun koruma olarak çalıştırılmadığına vurgu yaptı. Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığı döneminde de benzer tutumunu sürdürdüğünü vurgulayan Özdağ, tespit edilen tüm müsteşarları, genel müdürleri ve üst düzey yöneticilerin, Davutoğlu tarafından pasif göreve çekilerek sabah 9 – akşam 5 şeklinde çalıştırıldığını söyledi.

Davutoğlu’na 15 Temmuz’dan bir ay önce el çektirildi

Selçuk Özdağ, sözlerini, 2015 yılındaki Askeri Şura’da, Ahmet Davutoğlu’nun bunların tamamının tasfiyesini istediğini söyleyerek sürdürdü. Ayrıca, MİT’in zaman zaman bu yapıyla ilgili raporlar yolladığını da belirtti. Davutoğlu’nun, Dışişleri Bakanıyken odasında dinleme cihazlarının bu yapı tarafından yerleştirildiğini de sözlerine ekledi. 2016 Askeri Şurasında da tasfiye edilmesi noktasında Ahmet Davutoğlu’nun çaba gösterdiğini hatırlatan Özdağ, tespit edilenlerin tamamının tasfiyesi konusunda Sayın Davutoğlu’nun görüş belirttiğini ve tespit edilenlerden bir tanesinin de Akın Öztürk olduğunu sözlerine ekledi.

Ahmet Davutoğlu’nun, Siyasi Ahlak Yasası, Etik Yasası, Şeffaflık Yasası ve İmar Yasası gibi konularda hassasiyet gösterdiğinin altını çizen Selçuk Özdağ, bu açıklamalardan sonra ve 15 Temmuz’dan bir ay on gün önce görevden el çektirildiğini ve bunun kendi kafasında soru işaretleri uyandırdığını söyledi.

Ahmet Davutoğlu’nun dışarıdaki egemen güçlerin ve onların içerideki iş birlikçilerinin nasırlarına bastığını da sözlerine ekleyen Özdağ, kendisinin yanı sıra; toplumun da kafasında bununla ilgili bir soru işareti uyandırmak istediğine vurgu yaptı.

Mülakat sistemi kalkmalı

Mülakat sınavının torpilin yolunu açtığını söyleyen Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, “Bir şahıs geri kalmış bir ülkenin üniversitesini bitirmiş, diğeri Ankara Üniversitesi Hukuk’u bitirmiş. İkisi de hukukçu olmuş gelmiş. Baro da kabul etmiş. Sonra hakimlik sınavına girmişler, Ankara Hukuk’tan gelmiş 80 almış, öbürü 60 almış. Sonra mülakat sınavına girmişler. Ankara Üniversitesi’ni bitiren 10 almış, öbürü 90 almış. Burada siyasi irade devreye girecek. ‘Ben mülakat sınavını kaldırıyorum’ diyecek. Böyle olunca oraya Alevi de girecek, Sünni de girecek, Kürt de girecek, Türkmen de girecek. Böyle olduğu zaman orada rüşvet de olmaz, istismarlar da olmaz.” dedi.

Bizi konuşturmak istemdiler

Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü; “Parti içerisinde kendi kamplarından gelen insanları konuşturmayanlar başkalarını hiç konuştururlar mı? Bizi konuşturmak istemediler. Biz ne söyledik. Eleştirilerde bulunduk. Özeleştiri yapın dedik. Türkiye’de üstünlerin hukuku yerine hukukun üstünlüğünü egemen kılmak için geldiniz ama şimdi tam tersi olmaya başladı. Türkiye’de işsizlik artıyor dedik. Sayın Davutoğlu, 22 Nisan’da bir manifesto yayınladı. Bu manifestoda yalan mı vardı, hakaret mi vardı, iftira mı vardı. Eğer yalansa yalan söylüyorsun, eğer iftiraysa iftira ediyorsun deseydiler. Daha sonra biz Anadolu’yu gezmeye başladık. Aynılarını orada da söyledik. Bu konuşmalarımızdan da rahatsız oldular.”

Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi değişmelidir

Hükumet sisteminin değişmesi gerektiğini de vurgulayan Özdağ, bunun bir Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi olmadığını, bir tek adam sistemi olduğunu ve yasama, yürütme, yargının tek elde toplandığını ifade etti. Ayrıca Ahmet Davutoğlu’nun bu sisteme parti içinde direndiğini vurgulayarak o dönemde konuşacak tek bir televizyon kanalı bulamadığına ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yazılı ve sözlü bir şekilde bu sistemin sakıncalı olduğunu defalarca anlattığına dikkat çekti. Bu anayasa yazılırken oluşturulan kurulun kimlerden oluştuğunu kimsenin bilmediğini söyleyen Özdağ, Ahmet Davutoğlu’nun EVET Kampanyalarının hiçbirisine katılmadığının altını çizdi.