fbpx

Devrim Hastaoğlu / ÖZEL

Bugün Nâzım Hikmet Ran’ın doğum günü. Yani birçok seveni için “Nâzım”‘ın dünyaya geldiği gün. Yaşadığı aşklarla ve kavgasının insanı olmasıyla bilinir Nâzım, birçok kez sevmesiyle, birçok kez gurbete düşmesiyle… Günlerden pazar günün gelmesiyle anılır, bir ışık değer insanın yüzüne o an hisseder ilk defa dışarı çıkmak nedir sanki yüzyıllar sonra. Çünkü o gün pazardır ve onu ilk defa güneşe çıkarmışlardır.

Bugün pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben…
Bahtiyarım…

Bunca aşkının arasında, siyasi kavgası nedeniyle uzun yıllar boyunca tutsak kalan Nâzım, hasretini de dizelere döker elbette.

Kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir Ben ayrılıkların
Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
Ben hasretlerin


İlk evliliği Nüzhet Hanım ile olur. İki yıl sonra terkedilince Nâzım, giden Nüzhet’in yerini “Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri” alır. Lena ile olan evliliğinde de Lena vize alamayınca İstanbul’a dönen Nâzım, 1930 yılında Piraye’sini bulur. Bulur bulmasına ama bu sefer de aralarına bitmek bilmeyen mahkemeler girer ve Nâzım, 1938 yılında tutsak olur. Geriye sadece mektuplar ve şiirler kalır.

Bizi esir ettiler, 
bizi hapse attılar :
                               beni duvarların içinde,
                                                            seni duvarların dışında.

Türkiye Komünist Partisi’ne, parti yasaklandığında bile, sadakatini yitirmeyen ve ülkesine karşı hareket ettiği gerekçesiyle hapiste olan Nâzım, “halkı ve orduyu isyana teşvik ettiği” gerekçesine karşın “Memleketimden İnsan Manzaraları” ve “Kuvayî Milliye Destanı” gibi eseleri kaleme aldı.c

Onlar ki toprakta karınca,
                                      suda balık,

                                                     havada kuş kadar
                                                                   çokturlar;
korkak,
              cesur,
                        câhil,
                                   hakîm
                                                ve çocukturlar

ve kahreden
                   yaratan ki onlardır,

destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.

Hapisten çıktığında 48 yaşındaydı Nâzım. Askere çağrılacağını öğrenince Tarabya’dan bir tekne ile Romanya’ya kaçtı. Kore Savaşı’na, ve Amerikan ekonomik yardımlarına şiddetle karşı çıktı. 1951’de vatandaşlıktan çıkarıldı. Vatan haini ilan edildi.

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtsever- seniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim. Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,

fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa, ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,

vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan do- nanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,

ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :

Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.


Selanik’te, 15 Ocak 1902’de ilkin gördü dünyayı Nâzım. 03 Haziran 1963’te, son durağı Rusya’da, uyudu Nâzım. Çünkü Shakespeare’in dediği gibi ölmek, uyumaktı sadece. Uyumaktı son sevgilinin durağında, Vera’nın kollarında.

VERA'YA

Gelsene dedi bana
Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana

Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm

0 Paylaşımlar
No more articles

Registration

Forgotten Password?