Ukrayna’da yeni kurulan birleşik bağımsız Ortodoks Kilisesi’nin lideri seçilen Metropolit Epifaniy, Ukrayna Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko ile birlikte, kiliseye bağımsızlık tanıyan “tomos” adlı özel kararnameyi Fener Rum Patriği Bartholomeos’tan almak üzere 5-6 Ocak tarihlerinde İstanbul’da olacak. Ziyaret, Sputnik’e konuşan Fener Rum Patrikhanesi yetkilileri tarafından doğrulandı.

Ziyaretle birlikte, Kiev yönetimi ve Ukrayna’daki tanınmamış kilise yapılanması Fener Rum Patrikhanesi’nden resmi onay belgesi almış olacak ve Ukrayna Kilisesi’ne otosefal statüsü verilmesiyle birlikte Ortodoks Kilisesi’nde son bin yıldaki en büyük ayrılık yaşanacak.

‘FENER RUM PATRİKHANESİ’NİN TUTUMU LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI’NA AYKIRI’

Peki böyle bir kararın anlamı ne? Türkiye bu denklemin neresinde? Konuyu Sputnik’e Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol değerlendirdi. Gelişmelerin Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Lozan Barış Antlaşması’na aykırı olduğuna işaret eden Erenerol “O zamanki İstanbul Patrikhanesi’nin, şimdiki Fener Rum Patrikhanesi, Türkiye sınırları dışında bırakılması Lozan’da Türk heyet tarafından talep edilmiş ancak daha sonra Hristiyan alemine jest olarak bu kurumun yalnızca İstanbul Rumlarının ibadetlerini yerine getirecek bir kurum olarak bırakılmasına karar verilmişti. Yani Lozan’a göre Patrikhane ‘patrikhane’ konumunu yitirmiş ve yalnızca azınlık kilisesi olarak görev yapacak bir kurum olmuştu. Hatta TBMM’de, bu kilisenin başındaki kişiye de ‘patrik’ değil ‘başpapaz’ olarak hitap edilmesine karar verilmişti. Yani kilisenin Lozan’dan bu yana ne ekümenik sıfatı ne de uluslararası konularda herhangi bir yetkisi yok” yorumunda bulundu.

‘ABD YÜZÜNDEN TÜRKİYE’NİN BAŞI 1948’DEN BERİ AĞRITILIYOR’

Erenerol “1948 ile 1972 arasında görev yapan I. Athenagoras’ın ABD’den özel uçakla gönderilmesinden bu yana Lozan Antlaşması darmaduman edildi. Osmanlı’dan itibaren bu kurumun başında olan kişilerin Osmanlı vatandaşı, Türkiye Cumhuriyeti’nde de Türkiye vatandaşı olması gerekirken, bu kişi Amerikan vatandaşı olmasına rağmen bir günde Türkiye vatandaşı yapıldı ve kendisine ‘patrik’ dendi. Halbuki onun sadece sıfatı başpapaz olarak belirlendiği şekilde sürdürülmesi gerekirdi. Arkasına Amerika’yı aldığı için de tabii artık Lozan’daki çerçeveyi tamamiyle ihlal eden güce de sahip oldu. O günden beri de zaten Türkiye Cumhuriyeti’nin başı ekümenik meselesiyle ağrıtılıyor” dedi.

‘TÜRKİYE, UKRAYNA ÜZERİNDEN ABD-RUSYA İTİLAFINDA TARAF OLMAYA ZORLANIYOR’

Türkiye’nin iki yabancı devletin içişlerine karışır bir duruma sürüklediğinin altını çizen Erenerol “Bugün de yapılan aslında 1948’den itibaren adım adım verilmiş olan tavizler neticesiyle, bugün ‘başpapaz’ kendini iki devletin iç işlerine karışacak güce, yetkiye sahip olduğunu görerek bir takım faaliyetlere girişti. Bu aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni de zora sokan bir konudur. Çünkü, şayet iki yabancı devletin iç işlerine sizin Türk kurumu olarak gördüğünüz İstanbul’daki kilise müdahil oluyorsa demektir ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bu işe müdahil olmuştur ve kilise hangi tarafa daha yatkınsa o taraftaymış gibi olur. Türkiye’de bu arada zor duruma düşmüş olacak. Çünkü Rusya’yla Türkiye şu an tamamiyle stratejik bir ortaklığa girmiş, ilişkileri de uçak düşürülmesinden itibaren toparlanmış ve düzgün bir çizgide devam etmektedir. Ama bu konuyla tekrar sorunlar yaşanabilir. Çünkü bu Rusya’nın kendi iç meselesiydi ve Ukrayna’ya karşı Fener’deki papazın tutumuyla, Türkiye, Ukrayna’dan yana tavır almış gibi oluyor. Bu yüzden de yapılan hareket son derece yanlış ve tehlikelidir. Amaç, Rusya’yla Amerika arasındaki itilafı, bir şekilde dinsel yönden de kiliseler arası mücadeleyi başlatarak sürdürüyorlar. Ukrayna’daki vatandaşların Moskova Patrikliği’nden koparılarak Fener’e bağlanması sağlanıyor. Ama Fener’in Lozan’dan gelen çizgisinde böyle bir yetkisi yok” ifadelerini kullandı.

‘UKRAYNA LİDERİNİ ANCAK TÜRKİYE LİDERİ ÜLKESİNE ÇAĞIRABİLİR’

Erenerol “Fener’in yurt dışına müdahale yetkisi olmadığı gibi Sen Sinod’unun da aldığı kararlar yasal kararlar değildir. Geçerli sayılması mümkün değildir. Dinen de bakarsanız bu açıdan da yasal değildir. Uluslararası konumdaki meselelere Fener’in bu şekilde el atması kendisinin ekümenikliğini de bir yerde zorla Türkiye’ye kabul ettirme meselesidir. Çünkü Türkiye’nin ekümeniklik meselesini bugüne kadar kabul etmemesi ve bu kilisenin tüzel bir kişiliğe sahip olmadığından dolayı hiçbir yetkisinin olmadığını ifade etmesine rağmen devamlı yurtdışındaki meselelere taraf olması eninde sonunda Türkiye Cumhuriyeti’nin de başını ağrıtacaktır. Bu yüzden biz Fener’deki başpapazın icraatlerini yargı yoluna da taşıdık. Ayın 6’sında şayet Ukrayna Devlet Başkanı Türkiye’ye geliyorsa onu kim davet etti? Çünkü devlet başkanını ancak bir devlet başkanı davet eder. Türkiye’de iki devlet var da diğer devletin başkanı kilisenin papazı mı?” diye tepki gösterdi.

‘TÜRKİYE’NİN VERDİĞİ TAVİZLER SORUN YUMAĞI OLUŞTURUYOR’

“Türkiye, egemenliğini paylaşmamalı” diyen Erenerol “Başpapazın ve çevresinin davranışları artık yetkisinin öte tarafına geçmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’ne, egemenlik haklarına saldırı başlatmıştır. Yani kendisi bir devlet başkanı sıfatıyla hareket eder konuma gelmiştir. O yüzden biz bu basın açıklamasıyla bunu gündeme getirdik. Ankara’nın bir an önce buna ‘dur’ demesi gerektiğini bir uyarı şeklinde dillendirdik. Maalesef gelmiş geçmiş bütün hükümetler taviz üstüne taviz verdiler. Bir şekilde bugünlere taşıdılar bu olayı. Bunun da nedeni, Fener’in arkasında Amerika Birleşik Devletleri olması. Onun baskısıyla bir şekilde hükümetler bu tavizi vermek zorunda kaldılar veya kendilerini öyle hissettiler. Gündemi değiştirelim zihniyetiyle mi yaptılar, bilemiyoruz. Ama bütün bu tavizler tavizleri doğurdukça sonunda içinden çıkılmaz bir sorun yumağıyla karşı karşıya geliyoruz” diye ekledi.

No more articles