23 Ocak 2021
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, tank palet fabrikasının özelleştirilmesine ilişkin kararı okumadan imzaladığını öne sürerek “Katar sevdası gözlerini kararttı, öyle anlaşılıyor” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulu’nda 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi üzerinde konuştu.

COVID-19 dolayısıyla hükümetin stratejisini eleştiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: “Stratejinin şöyle olması lazım; sağlık dolayısıyla salgını önleyecek önlemler alınacak. Ekonomik sorun çıkacak, ekonomik sorunu giderecek önlemler alınacak. İşsizlik sorunu çıkacak, işsizliği önleyecek önlemler alınacak. Bu stratejiyi uyguladılar mı? Uygulamadılar. Yol da gösterdik. Dedik ki bakın, bunu öğrenmek istiyorsanız Ekonomik Sosyal Konseyi toplayın. O insanların her biri bu sorunla karşılaştılar. Onlardan sorunu ve çözümü de dinleyin. Sonra siyaset kurumu olarak siz yaparsınız veya yapmazsınız. Ama sorunu yaşayanı bir dinleyin. Dinlemediniz.

TOBB’un başkanını, bilmem neyin başkanını çağırdınız. Doktoru var mı? Yok. Çiftçisi var mı? Yok. Esnafı var mı? Yok. Peki bu sorun nasıl çözülecek? ‘156 ülkeye yardım yaptık.’ ‘9’u uluslararası kuruluşa yardım sağladık.’ Allah aşkına kendinize şu soruyu sormadınız mı? İktidar 5 maskeyi dağıtmak için aylarca kendi içinde tartıştı. Biz de dağıtmak istedik. ‘Vay CHP’li belediyeler nasıl dağıtır, engel olalım.’ Siz Kovid’le mücadele edeceğinize CHP’li belediyelerle mücadele etmeye başladınız. Akıl alacak şey değil. Kaldı ki CHP’li belediyeler sadece CHP’lilere yardım yapsa ben de kızarım, sizin de kızma hakkınız var. ‘Herkese eşit davranacaksınız.’ Bunu söyledik.”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu konuşmasında, pandemi sürecinde CHP’li belediyelerin yardım kampanyası açtığını ancak banka hesaplarına, hatta Eskişehir Büyükşehir Belediyesinin yıllardır devam eden aşevi hesabında biriken paralara bile el konulduğunu söyledi.

“Bu bütçe ne bütçesi Allah aşkına?” sorusunu yönelten Kılıçdaroğlu, 27,5 yıl Maliye Bakanlığında çalışmış biri olarak, bildiği bütçenin, Maliye Bakanlığı tarafından hazırlandığını, Maliye Bakanının da bir basın toplantısı yaparak, bütçenin Türkiye için neler getirdiğini anlattığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, “Bu bütçeyle ilgili ne yapıldı? Böyle bir toplantı mı yapıldı, Maliye Bakanı bir açıklama mı yaptı? Maliye Bakanı Allah aşkına kim? Niye açıklama yapmıyor? Bütçe işçiye, çiftçiye, emekliye ne getiriyor? Bu bütçe faiz bütçesidir, bu bütçe açık ve net söylüyorum; haramzadelerin bütçesidir, haramzadelere hizmet edenlerin bütçesidir.” diye konuştu.

Orta Vadeli Program’ın, Orta Vadeli Mali Plan’ın, Bütçe Çağrısı ve eki Hazırlama Rehberi, Yatırım Genelgesi, Yatırım Programı Hazırlama Genelgesi’nin zamanında yayınlanmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, bütçenin eklerinin bütçe verildikten sonra Meclis’e geldiğini öne sürdü. Kılıçdaroğlu, bütçenin gece yarısı verildiğinin söylendiğini, bütçe verilecek mi diye beklediklerini ancak gelmediğini belirtti. Kılıçdaroğlu, çıkarılan kanuna uyulmasını istedi.

“İki yılda eriyen milli gelir 156 milyar dolar”

Yılbaşından bu yana Türk lirasının dolar karşısında yüzde 23,6; avro karşısında yüzde 29,7 değer kaybettiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Bu ne anlama geliyor: Şu anda İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında Türkiye’yi taşıyan 30 büyük şirket var. 2017’deki piyasa değeri 150 milyar dolardı. Bugünkü değeri 60 milyar dolar. Kim bu hale getirdi? 2018’de ülkenin milli geliri 892 milyar dolardı, şimdi 736 milyar dolar. İki yılda eriyen milli gelir 156 milyar dolar. Bunu kim aldı, kim götürdü, milletin cebinden kim çekip, kime verdi? Hiç merak ettiniz mi? Buraya gelip Alis Harikalar Diyarı’nda masalını dinlediniz, arada bir de alkışladınız. Heyecan yoktu. Millet oy verdi, milletin burnundan getirdiniz.” ifadelerini kullandı.

AK Partili milletvekillerinin, “Size niye vermedi?” diye sorması üzerine Kılıçdaroğlu, “Oyu geri alacak, meraklanmayın. Allah’ın izniyle göreceksiniz, ilk seçimde bu milletin nasıl tıpış tıpış yolcu edeceğini göreceksiniz.” diye karşılık verdi.

Kılıçdaroğlu, 18 yılda bütçeden yapılan faiz ödemesinin 492 milyar dolar olduğunu, her gün 75 milyon 573 bin 63 dolar faiz ödediğini ifade ederek, “Bu bütçe haramzadelere hizmet eden bütçedir” derken, bunu kastettiğini kaydetti.

Türkiye Varlık Fonu diyerek, ikinci bütçe oluşturulduğunu, milli iradenin tecelligahı Meclis’in bunu denetlemediğini, 177 milyarın denetlenmesi gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, fonun kısa vadeli borçlarının 2017’de 26 milyar liradan, 2019’da 951 milyar liraya çıktığını savundu. Kılıçdaroğlu, uzun vadeli borçların ise 32 milyar liradan 271 milyar liraya ulaştığını söyledi.

Çöp konteynırlarından, pazar artıklarından beslenen aileler olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, “Bu para nereye gidiyor?” diye sordu.

“Aklını kiraya verenler gerçekleri göremezler”

Kılıçdaroğlu, Türkiye Varlık Fonu içinde yer alan Borsa İstanbul’un yüzde 10’unun, 200 milyon dolara Katarlılara satıldığını belirterek, “Borsa İstanbul’un karlılık oranı yüzde 52. Yüzde 52’lik karı 15-20 ay sonra çıkaracaklar. Böyle ballı bir satış olur mu? Gene iyi satmış, 1 liraya da satabilirdi çünkü tek yetkili. İhale Kanunu’na tabi değil. Katar Emiri, nasıl bedava uçak verdiyse Borsa İstanbul’un da yüzde 10’unu bedava verebilir, hiçbir engel yok. Nasıl bir düzen oluşturduğunuzun farkında mısınız?” dedi.

Kamu özel iş birliği projelerine işaret eden Kılıçdaroğlu, “Sizin saygıdeğer Genel Başkanınız, çıkıp milletin önüne bir değil, yüz değil, binlerce kez ‘Ey Kılıçdaroğlu, buradan, milletin cebinden 5 kuruş para çıkmayacak’ dedi. Milletin cebinden milyonlar çıkıyor. Bir genel başkan konuşurken veriye, bilgiye dayanması lazım.” diye konuştu.

AK Parti sıralarından, “Neden siz dayanmıyorsunuz” diye laf atılmasına Kılıçdaroğlu, “Söylediğim her cümle doğrudur ama sorun şurada: aklını kiraya verenler gerçekleri göremezler.” diye karşılık verdi.

“Bütün bu yatırımları kamulaştıracağız”

Kılıçdaroğlu, “Yerli ve milliyim” söylemine dikkati çekerek, gayrimilli bir ittifak bulunduğunu öne sürdü. Kılıçdaroğlu, ihaleyi yapanın Türkiye, ihaleyi alanın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, ihale konusunun Türkiye’de olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Niye Türk lirası değil de Amerikan doları? Hadi ABD dolarını kabul ettik. İhtilaf çıktı, Türk mahkemeleri değil Londra mahkemeleri. Sizin yerliliğiniz, milliliğiniz bu mudur? Bu insanlara, 5’li çete diyoruz. Bunlara sadece dolar vermiyorsunuz, aynı zamanda Türk lirası eridikçe, kur farkı veriyorsunuz. 2014-2019 kaç lira kur farkı ödendi? Sayıştay raporuna göre 61 milyar 719 milyon 322 bin lira kur farkı ödendi. Çitfçiye, kahveciye, esnafa ne verdiniz? Borç verdiniz. Sonra da gırtlağına bineceksiniz, ‘borcunu ver’ diye. Esnafa, kahveciye ‘dükkanı kapat’ dediniz, kağıt oynamasını bile yasakladınız. Bu kürsüden, bütün vatandaşlarıma sesleniyorum; Allah’ın izniyle iktidarda olacağız, bu soygun düzenine son vereceğiz, 5’li çetenin, bizim torunlarımızı dahil sömürecek olan bütün bu yatırımları kamulaştıracağız ve alacağız.”

Binlerce esnafa bir kuruş verilmeyip, bir Katarlı firmaya, sadece bir seferde 90 milyon dolar indirim yapıldığını savunan Kılıçdaroğlu, vicdan sorgulaması yapılıp yapılmayacağını sordu.

Kılıçdaroğlu, çiftçinin malına göz konulduğunu ileri sürerek, Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre her yıl bütçen milli gelirin en az yüzde 1 oranında çitfçiye destek sağlanması gerekirken, bunun verilmediğini, çiftçinin iktidardan 211 milyar lira alacağı bulunduğunu savundu.

Çöplerden kağıt toplayan vatandaşın perişan vaziyette olduğunu, pazar artıklarından geçinenlerin bulunduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Ama sizden bazıları, özür diliyorum sizden derken, sizi kastetmiyorum, bu tarafı kast ediyorum.” diyerek, komisyon sırasını gösterdi. Kılıçdaroğlu, “Onların bazıları ve onların bazı adamları, bir maaş, iki, üç, dört maaş yetmiyor, beş maaş alıyor. Bu kadar işsizlik varken, bir kişinin, dört-beş maaş, üstelik büyük paralar almalarını sizin vicdanınız kabul ediyor mu? Ahlak, vicdan kabul eder mi?” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Fabrikanın Katarlı yatırımcılara satışı gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil.” ifadesini kullandığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bu doğru çünkü bedava verildi. Bir kuruş bile alınmadı. O nedenle biz ‘Tank palet fabrikası peşkeş çekildi.’ diyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, söz konusu fabrikanın özelleştirilmesine ilişkin kararı okumadan imzaladığını da öne sürerek “Katar sevdası gözlerini kararttı, öyle anlaşılıyor.” sözlerini sarf etti.

Erdoğan’ın, bu konuda bütün vesikaları ortaya koymalarına rağmen ana muhalefetin bu konuyu gündeme getirdiğini belirttiğini aktaran Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın sözünü ettiği vesikaları görmediğini söyledi.

Bu konuda, iktidarın gizlediğini savunduğu ikinci kararnameyi kendisinin ortaya çıkardığını öne süren Kılıçdaroğlu, “Oradaki işçiler ‘Tank palet vatandır, vatan satılmaz.’ diyorlardı. O işçilerin tamamının, tank palet fabrikasına ve vatanlarına sahip çıktıkları için gözlerinden öpüyorum” diye konuştu.

Savunma Sanayii Başkanlığının “Altay tankı” üretimine ilişkin sosyal medyadan paylaşımda bulunduğunu da anlatan Kılıçdaroğlu, söz konusu üretimin gerçekleştirilmediğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Nerede tank? 18 ay sonra teslim edilecekti. Bari bir oyuncak tank alsalardı. Bedava verdin, fabrika gitti. Bir de tank yok. 25 yıllığına bedava verdin. Hükümete şunu soruyorum; Şimdi Ethem Sancak dükkanlardan mal topluyor. Topladığı malları bir faturaya yazıyor, yüzde 25 kar koyuyor. Açıklasınlar. Ben faturaları biliyorum, bir örneği de bende. Neden dışardan mal alıyor? Veriyor oraya, yüzde 25 karını alıyor. ‘Bununla tank yapacağım.’ diyor. Nerede tank?”

“Benim aday olup olamayacağımı size kim söyledi?”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Akdeniz’de Türk bayraklı geminin basıldığını ancak olayın üzerinden saatler geçmesine rağmen gerçeğin öğrenilemediğini” söyledi. Kılıçdaroğlu, “Beşinci saat geçiyor, gene cevap yok. Niye yok? Çünkü kimse Erdoğan’a ulaşamıyor. Bu ülkenin Dışişleri Bakanı yok mu? Bu ülkenin kaç Dışişleri Bakanı var? İbrahim Kalın mı, Hulusi Akar mı, yoksa Mevlüt Çavuşoğlu mu? Sonra ertesi gün bizim Dışişleri açıklama yapıyor. ‘Sabah böyle oldu, 17.45’te gemiye indiler.’ Hepimiz kınadık. 5 saatte ne oldu?” diye konuştu.

Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının asgari ücretin üzerinde 2 bin 517 lira olarak hesaplandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Gelin şu kararı alalım. Bir temenni kararı. Asgari ücret 3 bin 100 lira olsun ve vergiden muaf olsun. İşverene de yük olmayalım. 5 yerden maaş alanlar, her bir yerden 3 bin 100 lira almıyor, her bir yerden en az 10 bin lira alıyorlar. Gelin bunu yapalım. İktidar yapmadı, parlamento yapsın. Asgari ücretlileri savunalım, asgari ücret ortalama ücret olsun.” şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, bütçeyi tefecilere değil, hak sahipleri olan memur, işçi, emekçiler ile alın teri dökenlere teslim etmek istediklerini ifade ederek, “Londra’daki tefeciler bizim istediğimiz faizi bize dikte ettiriyorlar.” iddiasında bulundu.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin aldığı faizin daha düşüğünü CHP’li belediyelerin aldığını belirten Kılıçdaroğlu, “İzmir Büyükşehir Belediyesi kamu bankalarından daha düşük faizle uluslararası piyasalardan yatırım için para buluyorsa, bize olan güveni düşüneceksin.” sözlerini sarf etti.

Kimsenin ümitsizliğe kapılmamasını isteyen Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin büyük bir ülke olduğunu, bütün sorunlarını aşabilecek kadrolara ve yetkinliğe sahip olduğunu vurguladı.

İktidarlarında emekten, çiftçiden yana olacaklarını; çöp konteynerlerindan beslenen ailelerin ayıbını kaldıracaklarını anlatan Kılıçdaroğlu, “İlk seçimlerde demokrasiyi, adaleti, liyakati getireceğiz. İlk seçimlerde alın terinin ne kadar ne kadar değerli olduğunu bütün dünyaya anlatacağız.” dedi.

Kılıçdaroğlu, bu sırada AK Parti’li milletvekillerinin “aday ol” şeklindeki sözlerine cevaben, “Hangi noktaya geldiniz? Benim aday olup olamayacağımı size kim söyledi?” ifadelerini kullandı.

“Tek adam rejimi istemiyorum”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “tek adam rejimi” değil; demokratik, halkçı, parlamenter sistem istediğini söyledi.

Her kuruşun hesabını veren bir siyaset anlayışı istediğini anlatan Kılıçdaroğlu, “Tehdit edildiğim zaman mal varlığımla ‘Aramazsanız, incelemezseniz, şerefsizsiniz.’ diyen bir siyaset istiyorum. Ben siyaseti zenginleşme aracı olarak gören bir kültürden gelmiyorum, ben siyaseti halka ve hakka hizmet eden bir anlayıştan geliyorum. Ben hiçbir zaman, hiçbir yerde haram lokmaya el uzatmadım, kimsenin hakkını, hukukunu çiğnemedim. Her zaman, her yerde adaletten yana oldum, adaleti her yerde savundum. Benim varlığımla beni tehdit edenlerin arkasında selam durmadım.” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin bugün borçlarını ve faizlerini ödemek için borçlandığını da savundu.

CHP’li belediyelerin arı gibi çalıştığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, “Şu ‘Ankara’yı parsel parsel satan’ diyen siz değil miydiniz? Parsel parsel satan adama hesap sordunuz mu? Ankara’yı parsel parsel satan adamın arkasında duruyorsunuz, nasıl olur bu? Hangi ahlak, hangi din, hangi iman? Allah aşkına, söyler misiniz?” sorularını yöneltti.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Milli Kurtuluş Savaşı’nı verdiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, AK Parti milletvekillerine hitaben “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, rüşvet alan kişinin büyükelçi olarak atanması yakışır mı? 2 kişi. Rüşvet aldı çikolata kutularında. Öbürünün de rüşvet belgesini mahkemedeki dosyadan çıkarıp açıkladım. Büyükelçi atadınız. Arabasında Türk bayrağı taşıyacak bu adam. Benim ağırıma gidiyor, sizin ağırınıza gitmiyor mu?” sözlerini sarf etti.

AK Parti milletvekilleri içerisinde değerli kişiler bulunduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi en iyi temsil edecek insanlar var. Bu insanlar varken neden rüşvetçiler büyükelçi olarak atanıyor? Benim aklım bunu almıyor ama sizin bir gerekçeniz varsa çıkıp bu kürsüden söylersiniz ‘Şunun için, biz, rüşvetçileri büyükelçi olarak atıyoruz.’ Biz de öğrenmiş oluruz.” dedi.

Paylaş Share Tweet NAYN