Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında partililere hitap etti.

2020 yılının ilk toplantısına şehit askerlerin ailelerine başsağlığı, gazilere şifa dileyerek başlayan Kılıçdaroğlu, olimpiyat vizesi alan A Milli Milli Kadın Voleybol Takımı’nı kutladı.

Herkesin huzurlu bir şekilde yaşadığı güçlü Türkiye için adalete ihtiyaç olduğunu söyleyen Kılıçdaoğlu, şöyle konuştu:

Allah aşkına bana söyleyin anayasa diyor ki vatandaşını huzurunu güvenliğini sağlayacaksın. Sonra geliyorlar gazinin elinden aylığını alıyorlar. Sanki kaç lira veriyorsun. Adalet dediğimiz kavram ciddidir, adalet evrenseldir, adama göre değişmez. İnsanoğlu bütün hayatını adaleti aramak için geçirmiştir. Gaziler de adalet arıyor. Önce parayı veriyorsun sora niye elimizden alıyorsun diyorlar. Tasarruf için diyorlar. Öğrencinin yemeğinden mi tasarruf edeceksin, dolarla para verdiğimiz yollar, hastaneler, köprüler var. Köşeyi döndüler oradan. Oradan alıp vatandaşa vereceksin, sen tam tersini yapıyorsun.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, herkesin Türkiye’nin geleceği konusunda endişeler taşıdığını belirterek, “Cumhuriyet Halk Partisi olduğu sürece Türkiye Cumhuriyeti’nde 82 milyon vatandaşımızın endişeye kapılmasına gerek yoktur. Herkesin bir umudu var. O umudu büyüteceğiz” dedi.

‘Devlet, adalet dağıtmak zorunda’

Kılıçdaroğlu, devletin adaleti dağıtmak ve adil davranmak zorunda olduğunu vurgulayarak, Anayasa’nın 5. Maddesi’nde de bunun belirtildiğini aktardı.

“Çoğu vatandaşımızın bundan haberi bile yok. Ama hatırlatmak bizim görevimiz.” diyen Kılıçdaroğlu, devletin temel amaç ve görevinin, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak olduğunu kaydetti.

Kılıçdaroğlu, bu yolda vatandaşın önüne bir engel çıkıyorsa, o engeli kaldırmanın da devleti yönetenlerin görevi olduğunu belirtti.

‘Yanlışlık gazilerin değil senin’

Salonda bulunan gazilerin “Gaziler onurumuzdur” yazılı pankart açtığını, gazilerin de adalet istediğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

Allah aşkına bana söyler misiniz? Anayasa diyor ki vatandaşın mutluluğunu sağlayacaksın, huzurunu sağlayacaksın, güvenliğini sağlayacaksın, kalkıyorsun ne yapıyorsun? Gazinin elindeki, ‘verdiğim aylığı geri isterim’ diyorsun. Niçin? Nasıl bir adalettir bu. ‘Yanlışlık yaptım’ Yanlışlık yaptıysan yanlışlık gaziye ait değil, sana aittir. Yanlışlığı telafi edeceksin. Parayı alarak değil. Zaten kaç lira veriyorsun? Adalet dediğimiz kavram ciddi bir kavramdır. Adamına göre adalet kavramı değişmez, ülkesine göre değişmez. Adalet evrensel bir kavramdır.

Öğrencinin yemeği ile tasarruf olmaz

Üniversite öğrencisinin yemeğine zam yapılarak tasarruf sağlanamayacağını anlatan Kılıçdaroğlu, dolar bazında geçiş garantisi verilen köprülerden, yollardan, hastanelerden tasarruf edilebileceğini, ancak tersinin yapıldığını ve fakirden fukaradan tasarruf yapılmaya çalışıldığını ileri sürdü.

Anayasanın 10. Maddesi’ne göre de herkesin kanun önünde eşit olduğunu anımsatan Kemal Kılıçdaroğlu, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya hiçbir sınıfa imtiyaz tanınamayacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu, ancak kişilere, ailelere, sınıflara imtiyaz tanındığını öne sürerek, imtiyazdan yana tavır alan herkesi uyarmanın da görevleri olduğunu kaydetti.

‘Elinde kalem olanı atıyorsunuz, elinde silah olanı üniversiteye alıyorsunuz’

Barış bildirisini imzalayan yüzlerce akademisyenin atıldığını belirten Kılıçdaroğlu, bu kişilerin eline silah almadığını, yürüyüş yapmadığını anlattı.

Kılıçdaroğlu, ellerinde kalem kağıt olan akademisyenlerin haksızlığa uğradığını ve haklarını aradığını ifade ederek, Anayasa Mahkemesinin, bu durumun düşünce özgürlüğü olduğunu bildirdiğini anımsattı.

Elinde kalem kağıt olanların atıldığını ancak silahla Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesine doğru nişan alan birinin hoca yapıldığını belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

Elinde kalem olanı atıyorsunuz, elinde silah olanı üniversiteye alıyorsunuz. Bu vicdan mıdır bu ahlak mıdır bu adalet midir, bu bilim midir? Nedir bu? Bu, öğrencilere nasıl ders verecek. ‘Beyler silahı şöyle tutacaksınız, düşüncesini beğenmediğiniz bir kişi varsa alacaksınız alnının ortasına sıkacaksınız?’ Böyle mi ders verecek?

Türkiye’nin bu tecrübeleri yaşadığını ve binlerce gencini toprağa verdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, elinde silah olan bir kişinin üniversiteye alınmasının doğru olmadığını vurguladı.

İşsizliğin nasıl bir felaket olduğunu bilmiyorlar

Hükümetin ekonomi politikalarını eleştiren Kılıçdaroğlu’nun gündeminde artan işsiz sayısı vardı:

2020 yılındaki asgari ücret açlık sınırının altında. İşsizlik çözülmedi. Saray’da oturanların hiçbiri işsiz değil. Saray’ın mutfağı zengin, çalışmaya ihtiyaçları da yok. Çöpten kağıt toplayanlardan haberleri yok, lale devri yaşıyorlar. Hiçbir şeyden haberleri yok.

İşsizliğin ne olduğunu bilmiyorlar. İşsizliğin nasıl bir felaket olduğunu bilmiyorlar. Anne işsiz baba işsiz çocuk işsiz elektrik parasını ödeyemiyorlar. İşsizliğin sosyal bir felaket olduğunun farkında değiller. Her belediye başkanımızın önünde 20 bin ile 100 bin insan arasında iş isteyenlerin dilekçeleri var. Erdoğan’ın önünde var mı dilekçe yok.

Asgari ücretli ekmek alırken vergi veriyor

‘Verginin adil olması lazım’ diyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı:

Sosyal devlet için vergi alınır. Anayasa ne diyor herkes gücüne göre vergi öder. Herkes vergi veriyor, devletin tepesindeki insanlar yurt dışında naylon şirket kuruyorlar, vergi vermemek için. Anayasa’nın bu maddesi hiçbir anlam vermiyor. Milyonları var. Man Adası’nda şirket kuruyorsun, 15 milyon dolar kazanıyorsun. Ama vergi ödemiyorsun. Asgari ücretli vergi veriyor. Ekmek alırken vergi veriyor. Erdoğan çıksın söylesin böyle bir şey yoktur ama böyle bir şey var. Dünür orada Man Adası’nda.

Libya’ya BM barış gücü göndersin

Son günlerin gündemden düşmeyen konusu Libya’daki çatışmalar ve Türkiye’nin tavrını değerlendiren Kılıçdaroğlu şu eleştirilerde bulundu:

Tarafları uzlaştıracağız, Mısır’ı düşman ilan ettik Hafter’i de düşman ilan ettik. Bakana dedim ki, ‘Hafter’le de Esad’la da konuşmanız lazım.’ Şimdi ne oldu, Esad’la konuşuyorlar. Kim doğruyu söylüyormuş, CHP. Libya’ya asker göndereceğine, BM’ye çağrıda bulun BM barış gücü göndersin. Biz, dış politika konusunda tek başımıza karar almıyoruz, eski büyükelçiler emekli askerler, Türkiye dış politikasını tartışırız. Saray’da bu var mı yok. Saray’da ne var? SADAT var. O neyin peşinde, mehdinin peşinde. Allah akıl fikir versin.

Diyor ki, ‘Hafter meşru değil.’ Suriye’de Esad meşru ee onunla niye görüşmüyorsun. Suriye’de görüştüklerin meşru değil. Her açıklamada biraz daha çamura batıyorlar.

Anayasa’nın 28. maddesinde “basın hürdür, sansür edilemez” diye yazdığını söyleyen Kılıçdaroğlu, havuz medyasının günün 24 saatinde aleyhlerinde yayın yaptığını ileri sürdü. CHP lideri sözlerini şöyle sürdürdü:

Bizim propagandamızı yaptığınız için teşekkür ederim. İster ulusal ister uluslararası alanda verilmeyecek hesabımız yoktur. Ama kibir abidesi zatın verilecek hesabı vardır. Nereye? Trump’a verilecek hesabı vardır.

Trump, ‘Malvarlığını araştırırım. Senin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından gizlediğin mal varlığın var yabancı bankalarda. Onu biliyorum, kızdırma ifşa edeceğim’ dedi. Şimdi yüreğinde Allah korkusu olan bütün vatandaşlarıma sesleniyorum; şunu beklemez miydik? ‘Ey Trump, benim mal varlığımı araştırmazsan namertsin, benim verilmeyecek hesabım yoktur.’ Bunu niye demiyor?

Bir başka ülkenin devlet başkanı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en önemli koltuğunda oturan kişiyi mal varlığıyla tehdit ediyor, o sesini çıkaramıyor. Egemen güçlerin oyuncağı haline gelirsiniz. Egemen güçler ne derse onu yaparsınız. Egemen güçler sizi en hassas noktadan yakalamışlar demektir. O nedenle siyaset kirliliği kabul etmez. Siyasette, devleti yönetecekseniz temiz, saf, saydam olacaksınız. Kirliliğe bulaştığınız, malı götürdüğünüz andan itibaren egemen güçler sizi teslim alırlar. Geldiğimiz nokta budur.

Basın İlan Kurumuna bazı gazetelere ilan verilmemesinin söylediğini öne süren Kılıçdaroğlu, “Sanıyorlar ki bu gazeteler yayın yapmayacak. Onlar yayınları yapacaklar, bizler de onları destekleyeceğiz.” dedi.