İyi Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘nun Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan‘a yönelik sözleri için “Soylu Bey’in bu ifadesi, bundan daha kötüsü olmaz diyebileceğimiz bir ifadedir” dedi. Hükümetin seçim yasasını değiştirme hazırlıklarını, ‘demokratikleşmeden çok iktidarda kalma avantajını yönetme teşebbüsü’ olarak tanımlayan Ağıralioğlu “İktidarda kalmak matematik işi değildir, iktidarda kalmak gönül işidir, ahlak işidir” diye konuştu.

Ağıralioğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hükümetin seçim yasasında değişiklik yapma hazırlıklarını ‘maç devam ederken kural değiştirmek’ olarak değerlendiren Yavuz Ağıralioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Detaylarını bilmiyoruz ama genel olarak hükümetin bu tür düzenlemelerde demokratikleştirmeden ziyade kendi avantajını koruma hassasiyeti var. 18 sene sonra Siyasi Partiler Kanunu’na dokunmaya karar vermişse, bu demokratikleşmeden daha çok iktidarda kalma avantajını yönetme teşebbüsüdür. Hükümetin bu konularda klasiği şöyle; maçın içinde kural değiştirmek, iktidarda kalma avantajını kendi gücüyle planlamak. Hükümetin bu tür meseleleri konuşurken iktidarda kalma avantajını yönettiğini düşünüyoruz. İktidarda kalmak matematik işi değildir, iktidarda kalmak gönül işidir, ahlak işidir, savunduğunuz ve millete mal ettiğiniz ilkeleri, sözleri tutma işidir.”

“Bisiklet savaşları başladı”

Ağıralioğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, AYM Başkanı Zühtü Aslan’a yönelik “Madem özgür bir ülkeyiz, işe bisikletle git gel bakalım” diyerek yaptığı eleştiriye tepki gösterdi. Yavuz Ağıralioğlu şunları söyledi:

“Türk devleti böyle bir üslupla yönetilemez. Sokak çetelerinin kullandığı bir dil, böyle ifadelerle yönetilen devletin Türk devleti olması bizi mahcup etmiştir. Cumhurbaşkanı hatırı sayılır korumalarla geziyor. İktidara geldiklerinde ‘memleketin her bir tarafına insanların huzurla gidebildikleri bir ülke’ vadetmişlerdi. 20 yıl sonra bulduğumuza bakın. Geldiğimiz durumda devletin bakanı Anayasa Mahkemesi Başkanı’na ‘hadi bisikletle gez, ben de gezerim’ diyor. Bisiklet savaşları başladı. Bisikletle gezilebilir bir ülke vadediyoruz İyi Parti olarak. Makam arabalarından kurtulmuş bir ülke vadediyoruz. Camilerde koruma ordusuyla namaz kılan protokolden kurtulmuş bir ülke vadediyoruz. Devletin bakanlarının bile Cumhurbaşkanıyla görüşürken geniş bir koruma protokolüyle (korunmasından) kurtulmuş bir ülke vadediyoruz. Soylu duysun, milletimizde duysun İyi Parti’nin en mühim taahhütlerinden bir tanesi makam arabalarının elden çıktığı, koruma ordusundan hem trafiğin, hem gözümüzün kurtulduğu bir ülke vadediyoruz. Süleyman Soylu beyin bu en son ifadesi, bundan daha kötüsü olmaz diyebileceğimiz bir ifadedir.”

“Milletten gerçekleri saklama utancı kalır”

Hükümeti, pandemiyle ilgili tüm istatistikleri açıklamaya da davet eden Ağıralioğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Açıklanan rakamları yalanlayanlar ne biliyorlarsa açıklamalılar” sözlerini de eleştirdi:

“İnşallah bir gün bu istatistikler açıklandığı zaman, hükümetin hissesine kendi milletinden gerçekleri saklamak gibi bir utanç kalmaz. Biz belediyelerin defin kağıtlarından, hastanelerdeki yığılmalardan, çıkan cenazelerden, ambulanslarla Anadolu’ya gönderilenlerden takip ediyoruz. Bu rakamlarla bize sürekli açıklanan rakamlar birbirini tutmuyor. Şimdi bütün memleket kıpkırmızı ama ne hikmetse rakamlar aynı, vefat rakamları da, hasta rakamları da aynı. İnşallah hükümetin üzerine rakamları gizlemek gibi bir mahcubiyet düşmez. Dünyanın her yerinde bu rakamlar artabilir, bizim ihtiyacımız olan şey doğru bilgiler, istatistik bu mücadeleyi nasıl yapacağımızla ilgili bir program yapabilme.”

“Devleti bu hassasiyete uygun bir ciddiyeti taşımaya davet ediyoruz”

“Pandeminin başında 21 gün tam karantina uygulanmış olsaydı, onun sonuçlarına göre ters karantina uygulayarak virüsle mücadelenin daha etkili yapılırdı” diyen Ağıralioğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Pandemi ile ilgili istatistiklerin yanlış olduğuna dair bir hissiyat, devlete olan güvensizlik var. Sağlık Bakanlığı ilgili bütün kurumları bir araya getirerek, bu virüsün, bulaş sürecinin bütün detaylarını, kime nasıl bulaşmışsa, kim hangi gerekçe ile vefat etmişse, vücuttaki tahribatın detaylarının virüsle mücadelede bize yeni bir yol haritası oluşturacak şekilde verilmesi lazım. Karantinada, yönetme organizasyonu kurulamazsa, birkaç ay sonra karşı karşıya olduğumuz yük bugünkünden çok daha fazla olacaktır. Devleti bu hassasiyete uygun bir ciddiyeti taşımaya davet ediyoruz.”

“Dar gelirliyi unutup zenginleri kurtarıyorlar”

Ekonominin pandemiden önce bozulduğunu belirten Ağıralioğlu, 2019 verilerinde hatırı sayılır bir küçülme yaşandığını, pandeminin ise bunun tuzu biberi olduğunu kaydetti:

“Bütün istatistikler, memleketin bütün verileri, 2002 verilerine dönmüş durumda. Memleketi teslim aldıkları süreçlerden daha kötü süreçlere taşımışlarsa, bunu ‘dış güçler’ gibi takdimle kurtarmalarını doğru bulmuyoruz. Geniş tanımlı işsizlik yüzde 6’lara vardı. İşsizler ordusuyla karşı karşıyayız. 8 milyon 800 kişi hükümetten iş bekliyor. Memlekette işsizlik var, esnafımızın dertleri var, dar gelirli gruplarımız var ama hükümet ‘batmalarına seyirci kalamayız’ diye havaalanı inşaatında vermiş oldukları müteahhitlerin devlete ödeme taahhüdünde olduğu kiraları ötelemeyi konuşuyor. ‘Batmalarına müsaade edemeyiz’ cümlelerinin içerisinde, dar gelirliyi unutup zenginleri kurtarma ifadeleriyle devlet yönetmeye kalkıyorlar. Biz hükümetin, milletini de bu 5 müteahhit gibi saymalarını istiyoruz. Geçen dönem kredi verirken, şimdi ilk taksidini ödemeyle karşı karşıya kalanların ödemelerini neden ertelemiyorsunuz. Pandemi dolayısıyla arkasına sığındıkları hiçbir mazeret ekonominin kötü yönetildiği gerçeğini gizleyemez.”

“Yunanistan’a karşı fiili durum oluşturulsun”

Doğu Akdeniz’de Türkiye ve Yunanistan arasındaki gerilimin sorulması üzerine de Ağıralioğlu, şunları söyledi:

“Yunanistan fiili durum oluşturuyorsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti de fiili durum oluşturacak. Adaları silahsızlandırma taahhüdüyle kendilerine devredilmiş adaları silahlandırarak hukuku çiğniyorlarsa. Türkiye’nin de bu fiili duruma mukavele etme hakkı vardır. Hükümetin maharetle yönetmesi gereken bu diplomasi alanını kötü yönettiğini düşünüyoruz.”