Fransa’da Sarı Yelekliler’in gösterileri aralıklarla devam ediyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un bizzat göstericilerle görüşmesinin ardından sürecin nereye evrileceği şimdilik bilinmezken, konunun uzmanları, yaşananların Türkiye üzerine yansımaları ve olası beklentilere yönelik önemli değerlendirmelerde bulundu.

Sosyal medya ve toplumsal olaylar arasındaki bağa ilişkin yazdığı kitaplarla tanınan Doç. Dr. Levent Eraslan, Paris’te şahit olunun sürecin ‘Slactivizm’ olduğuna işaret etti. Bu kavramın, “Slacker (tembel) ve activism (aktivizm), eylem ve protestolara fiziksel olarak katılmayan, ancak durduğu yerden yazarak, yorum yaparak, like ederek, RT’leyerek, çoğunlukla sosyal paylaşım kanallarından destek ya da köstek olanlara verilen ad” olduğuna vurgu yapan Eraslan, bu kavramın günümüzde hemen tüm toplumsal olaylarda karşımıza çıktığını söyledi.

Türkiye’deki olaylarda da hep karşımıza çıktı

Yeni toplumsal hareketler olarak adlandırılan post-modern hareketlerin en temel iletişim aracının ‘sosyal medya ve uygulamaları’ olduğunun altını çizen Eraslan, şöyle devam etti:

“Örgütlenme, kamuoyu oluşturma, iç haberleşme, enformasyon, sempatizan bulma, hareketlilik yaratma, baskı grupları oluşturma, etki sağlama gibi amaçlar için sosyal medya yeni toplumsal hareketlerin en güçlü silahları. ‘Wall Street Occupy’, ‘İşgal Et’, ‘Arap Baharı’, ‘İran Yeşil Devrimi’, ‘Londra isyanları’, ‘Moldova’daki Twitter devrimi’, ‘Turuncu Devrim’, ‘Gezi Kalkışması’, ‘17/25 Aralık FETÖ terör örgütünün sosyal medya tezviratları’, ‘Tamam mı Devam mı’ gibi ulusal ve küresel olaylarda sosyal medyanın etkisi çok açık görüldü. Türkiye, Paris’in bugün yaşadıklarını çok farklı kollardan defalarca test etmiş bir ülke.”

Fransızların teknolojiye yatkın bir toplum olduğunu anlatan Eraslan, “Sarı Yelekliler hareketinin örgütlenme zemini sosyal medyanın çeşitli uygulama biçimleri. Birçok sosyal ağı kendilerini Français oubliés (Unutulmuş Fransızlar) adı veren topluluk kullanıyor. Bu hareketin asıl zemini Facebook. Resim, müzik video paylaşımının çok kolay olması, altyapısı ve algoritmasının buna çok uygun olması Facebook’u öne çıkartmakta. Doğrudan mesaj ve canlı yayın özellikleri bu sosyal ağı çekici kılmakta” dedi.

“Birçok Facebook sayfasında eylem öncesi yapılacaklar, sarı yelek giyilmesi, protesto müziklerinin paylaşımı ve profil resimlerinin eyleme göre değiştirilmesi gibi öneriler mevcut” ifadesini kullanana Eraslan,

“Ancak daha sonra eylemlerin büyümeye başlaması ile Facebook eylemcilerin paylaşımlarına engelleme getirmiştir. Facebook’un aynı engellemeleri Türk devletine karşı yapılan paylaşımlarda yapmaması da ayrı bir çifte standart örneği.” şeklinde konuştu.

Sosyal medyayı telsiz istasyonu gibi kullanıyorlar”

Doç. Dr. Eraslan, eylemciler öncelikle Change.Org benzeri kampanya uygulamalarını kullanarak başlangıç yaptıklarını anımsatarak, şunları söyledi:

“Elbette sonrasında özellikle Facebook’da açılan çok sayıda hesap üzerinden çeşitli mesaj, görüntü ve fotoğraflar dolaşıma sokuldu. Twitter’da ise daha çok etiketleme, Tag açma gibi teknikler yoğun kullanılmakta. #Paris , #8Decembre, #GiletsJaunes, #ParisRiots, #yellowvest, #France ,#YellowVestParis #Paris #ParisProtest, #GiletsJaunesParis. Bunlara örnek verilebilir.

Katılımcıların yabancı olmadığı sosyal medya araçları bir telsiz istasyonu gibi eylemcilerin haberleştiği bir mecra konumunda. Bir merkezin ya da liderin olmaması ve yatay bir örgütlenme ağının mevcut olması etkiyi artırıp güvenlik güçlerinin işlerini zorlaştırıyor.

Gözaltılar artınca DEAŞ’la aynı yolu seçtiler

Sarı yelek eylemcilerinin olayların başladığı dönemlerde kendi içlerinde kod isimlerle Whatsapp üzerinden haberleştiklerini anlatan Eraslan, “Gözaltılar sonrası deşifre oldukları için DAEŞ terör örgütünün sık kullandığı ve aynı anda binlerce kişiye mesaj atabilen ve güvenirliği çok yüksek Telegram’a geçtiler. Özellikle son bir haftadır Facebook üzerinden haberleşmeyi bırakan eylemciler bunu Facebook’un bazı mesajları kasıtlı olarak engellemesine bağlıyorlar” dedi.

Eraslan ayrıca, terör örgütlerinin en sevdiği ortamın şu anda Fransa’da olduğu uyarısını yaparak, “Özellikle bu ülkede daha öncede eylem yapan DAEŞ bunların başında geliyor. Sarı yelekliler eylemlerini fırsat bilip kendi ‘Yalnız Kurt’larına eylem çağrısında bulunuyorlar. Tüm bu yaşananlardan Türkiye muhakkak ders almalı. Karar vericiler sosyal medyanın önemine inanmalı ve ‘sosyal medya izleme merkezi kurulması’ yönünde adım atmalı” şeklinde konuştu.

No more articles