Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, koronavirüs krizinin doğru yönetilmediğini savundu

Eski Başbakanlardan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla ilgili 14 maddelik öneri paketini duyurdu.

Görev yaptığı süre boyunca birçok kriz yönettiğini ifade eden Davutoğlu, “Uyarıları dile getiriyorsak kimse bundan rahatsız olmamalı. Türkiye’de işler yanlış gidiyor, yanlış yönetiliyor. Bunu paylaşmak bizim görevimiz çünkü aynı geminin içindeyiz” dedi.

Sosyal medyada yayınladığı videonun arından gözaltına alınan tır şoföründen bahseden Davutoğlu, “Bir tır şoförü ‘Evde kalın diyorsunuz ama eve götürecek ekmeğim yok’ dediği için gözaltına alındı. Bunun toplumsal kesimde uyandırdığı psikolojik etkiyi tahmin etmek zor değil. Gün, herhangi bir kaygısını, eleştirisini hatta bazen sert eleştirisini gündeme getirenleri gözaltına alma günü değil. Herkesi anlama günü” ifadelerini kullandı.

Şeyh Edebali hatırlatması

“Şeyh Edebali’den bahsetmek kolay. Ama Şeyh Edebali’nin Osmangazi’ye yaptığı nasihatları şimdi anlamak lazım” diyen Davutoğlu, “Şeyh Edebali şunu diyordu: ‘Bugün öfke bize, sabır ve tahammül sanadır.’ Ülke yöneticileri öfkeyle değil sabırla, tahammülle, teenniyle hareket eder. Gelen eleştiriler bundan sonra yoğunlaşabilir. Sert tepkiler daha farklı tepkilere yol açar. Bugün her şeyden yöneticiler önce evine ekmek götürmek konusunda sıkıntısı olanlarla empati yapmak durumundadır” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı 11 Mart’tan 18 Mart’a kadar kamuoyu önüne çıkmadı

Doğru bir iletişim stratejisi takip edilmesi gerektiğini kaydeden Davutoğlu, “Toplumlar krizin başında ve zirve anında önündeki liderleri duymak ister. Güven duymak ister. Ama maalesef Türkiye’de ilk vakanın tespit edildiği 11 Mart’tan 18 Mart’a kadar Sayın Cumhurbaşkanı’nın kamuoyu önüne çıkmaması yanlış bir iletişim stratejisi olmuştur” dedi.

“Bir şeylerin saklandığı intibaını vermemek gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, toplumu fısıltı gazetesinin çalışmaya başlamasının tedirgin edeceğini söyledi.

Yerel yönetimlerle merkezi yönetim arasındaki ilişkin sağlam kurulması gerektiğini ifade eden Davutoğlu, “Bugün şu veya bu partili değiliz. Bugün Türkiyeliyiz. Bugün belediye başkanlarımız herhangi bir siyasi partiye mensup değil. Hükümet ve ilgili yetkililer hepimiz adına hareket ediyorlar” ifadelerini kullandı.

Korona tahvili önerdi

Sürece noktasal bir kriz yönetimi mantığıyla değil sistem mantığıyla yaklaşılması gerektiğini savunan Davutoğlu şunları söyledi:

100 milyar liralık kaynak aktardık demek yetmez. Bu kaynağı nasıl kullanacaksın? Hangi yöntemle piyasaya arz edeceksin? Hesap verilebilirliğini nasıl sağlayacaksın? Gelecek Partisi olarak 10 gün önce teklif ettiğimiz korona tahvili bütün Avrupa’da tartışılan bir konu halinde. Söylediğimiz çok basittir: Hazine yüzde 100 kamuya ait bir finansman şirketi kurmalı, buraya 0 reel faizle tahvil ihraç etmeli, Merkez Bankası bu tahvilleri alarak piyasaya para arz etmeli. Evet, bütçe disiplini, mali disiplin önemlidir ama bugün ekonomiye can suyu verilmesi daha önemlidir. Dolayısıyla para arzından çekinmemek lazım. Bu paraların nerelerde kullanıldığı haftalık raporlarla toplumla paylaşılmalıdır. O zaman toplum güven duyar.

Havaalanlarında sadece ateşi yüksek insanların kontrolü yapıldı

Türkiye’nin virüs salgınıyla ilgili ilk kapsamlı açıklamayı 11 Mart’ta yani Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi ilan ettiği gün yaptığını dile getiren Davutoğlu, “Tanı kitleri ABD’ye, Kolombiya’ya satılmadan önce Türkiye’de değerlendirilmeliydi. Havaalanlarında sadece ateşi yüksek insanların kontrolü değil, ateşi yükselmediği halde taşıyıcı olabilecek hastalarla ilgili karantina işlemlerinin hemen yapılması gerekirdi. Zamanlama önemli. O gün yurt dışından gelen dostlarımız hayretle ‘Tüm ülkelerde bu kontroller yapıldığı halde Türkiye’de rahatlıkla geçtik dediler. Umre ziyaretleri daha önceden ertelenmeliydi. İlk günden itibaren ısrarla ligler ertelensin diye talepte bulunduk. Spor dahil hiçbir şey kamu sağlığından daha önemli değildir. Vakti geçmiş bir tedbirden daha anlamsız bir tedbir de yoktur” şeklinde konuştu.

Karantina meselesinde atılan adımların da gecikmeli atıldığını savunan Davutoğlu, “Madem en öncelikli tedbirimiz karantinadır, şimdiye kadar atılan adımlar gecikmeli atılmıştır. Karar vericilerin karantina konusunda mutlaka öncelikle yayılan illerden başlamak üzere gerekirse süreli ve sınırlı sokağa çıkma yasağı uygulamaktan tereddüt etmemesi gerekir” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, sağlık çalışanlarının önceliklerinin her şeyden önce gözetilmesi gerektiğini ifade etti.

Ekonomik tedbirlerin en çok ihtiyacı olanlardan başlaması gerektiğini söyleyen Davutoğlu, düzenli maaşı olmayanlar, kayıtsız işçiler, sosyal yardım alamayanlar ve dezavantajlı kesimlere öncelikle destek olunması gerektiğini vurguladı.

Kısıtlı katılımla kılınan cuma namazına tepki: Cuma namazı farz-ı ayndır

Beştepe Millet Camii’nde belirlenen kısıtlı sayıda kişinin katılımıyla kılınan cuma namazını eleştiren Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın itibarının korunması gerektiğini söyledi.

Cuma namazının farz-ı ayn olduğunu hatırlatan Davutoğlu, “Herkesin kılması gereken bir namazdır. Cenaze namazı gibi değildir. Bir grup kıldığında diğerlerinin üzerinden o yükümlülük kalkmaz. Hayat güvenliği dolayısıyla böyle bir sorumluluk kalktıysa ki doğru karardı, o zaman herkes için kalkmıştır. Özel statü intibaı veren hiçbir uygulama yapılmamalıdır” dedi.

Gönüllü karantina uygulamasının düzenli geliri olan biri için tatil anlamına bile gelebileceğini kaydeden Davutoğlu “Ama her sabah dükkanını besmele ile açıp eve rızkını götürmeye çalışan küçük esnaf için, kayıtsız çalışan bir işçi için, ücretsiz izne ayrılmak zorunda bırakılan bir işçi için bu bir felaket haberi olarak algılanır. ‘Evde kal’ deniliyorsa onlara devletin evde kaldığı dönemde gıda tedariki sağlaması, doğalgaz, su ve elektrik faturalarını ertelemesi, tüketici kredilerini ötelemesi bir zorunluluk değil bir vazifedir” şeklinde konuştu.

Evde kalma süreleri uzadıkça depresyon ihtimallerinin artacağını savunan Davutoğlu, ihtiyaçlarını karşılayamayanlar için ön alıcı tedbirlerin alınmasının şart olduğunu belirtti.

Tanı kitlerine bizim ihtiyacımız vardı, yurt dışına satılmasına kim karar verdi?

Davutoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:

Türkiye’de herkes can derdinde, rızk derdinde, aş derdindeyken Kanal İstanbul projesiyle ilgili bir ihalenin yapılmış olmasını kamu vicdanı kabul etmez. Kayyım atamaları gibi bu dönemin özel şartlarından istifadeyle atılmış görünen adımlardan kaçınmak lazım. Bugün herkesin özel gündemlerini bir kenara koyup ortak gündemimiz olan Kovid-19 salgınıyla mücadele etme gündemine yoğunlaşmamız gerekiyor.

Tanı kitlerine bizim ihtiyacımız vardı. Tanı kitlerinin yurt dışına satılma kararı alan kimdir, uygulayan kimdir? Dünya bir kriz içine girmişken Türkiye’yi tanı kitinden mahrum bırakacak bir kararı almak nasıl bir basiretsizliktir. 

Alınacak önlemlerin Anayasa’ya aykırı olmaması gerektiğini belirten Davutoğlu, Her türlü krizin çözümü insan onuruna saygıyla sağlanabilir. İnsan onurunu gözardı eden, insan hak ve özgürlüklerini ihmal eden mutlaka kaybeder. 

İnsanlığın karşılacağı her türlü problemin çözümü insan onuruna saygıdadır ve demokrasidedir. Bütün bu dalgalar geçtiğinde insanoğlu kendi güvenliğini ve kendi özgürlüğünü teminat altına alacak en doğru sistem üzerine düşündüğünde bu sistemin toplumların geleceğini tek bir şahsa ya da tek bir gruba bağlayan otoriter rejimlerde değil toplumun bütününü kuşatan içselleştirici bir demokraside olduğunu göreceklerdir.

Independent Türkçe